Dünyayı alarma geçiren Corona virüsü salgını neredeyse tüm ülkelere sıçramış durumda. Dünya Sağlık Örgütü 11 Mart’ta aldığı kararla bu salgını pandemi ilan etti.

Dünya çapında şu an birçok ülkede salgının önüne geçebilmek adına karantina ve sokağa çıkma yasakları uygulanıyor.

21’inci yüzyılda bu kadar endişe verici bir salgının ortaya çıkması ilk başta şaşırtıcı gelse de, tarihe dönüp bakıldığında, çoğu kez doğal afetler ve savaşların yanı sıra pandemi boyutuna ulaşan çeşitli salgın hastalıklar toplumları kıyıma uğratmış.

Çiçek Hastalığı (M.Ö.3000 – M.S. 1979)

Geçmişinin M.Ö. 3000’li yıllara kadar uzandığı tahmin edilen çiçek hastalığı, birçok tarihçinin de tarifiyle yeryüzünde insanlığın karşılaştığı en ölümcül bulaşıcı hastalıklardan biriydi.

Variola virüsünün neden olduğu Çiçek Hastalığı yüzyıllar boyunca Kuzey Afrika, Avrupa ve Asya’da, modern çağ itibariyle de Amerika’da milyonlarca insanın ölümüne neden oldu.

Ciltte virüslü döküntüler oluşturan ve bu döküntülere temas ya da hava yoluyla insandan insana bulaşan hastalık nedeniyle, sadece 21’inci yüzyılda bile en az 300 milyon kişi hayatını kaybetti.

İngiliz cerrah Edward Jenner’in 1979 yılında bulduğu aşı, hem insanlığın bu kabusunu sonlandırmış oldu, hem de bulaşıcı hastalıklara karşı geliştirilen ilk etkili aşı olarak tarihe geçti.

Binlerce yıl boyunca salgınlara neden olan çiçek hastalığı ayrıca bugüne dek neredeyse tamamen ortadan kaldırılabilmiş tek bulaşıcı hastalıktır.

Jüstinyen Vebası (M.S. 6’ncı yüzyıl – 8’inci yüzyıl)

Yersinia pestis bakterisinin neden olduğu veba hastalığı dünya tarihinde kayıtlara geçen en ölümcül küresel salgınlara neden oldu.

Tarihi kaynaklarda, Veba pandemilerinin ilki olarak nitelendirilen Jüstinyen Vebası salgınının, M.S. 541 yılında, Bizans İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’e (İstanbul) Mısır’dan gelen gemilerdeki farelerin üzerlerine yerleşen ve Yersinia pestis bakterisi taşıyan pireler aracılığıyla sıçradığı anlatılıyor.

İstanbul’u kırıp geçirerek Avrupa, Asya, Kuzey Afrika ve Arap yarımadasına kadar ulaşan salgın yaklaşık iki asır boyunca devam etti. Muhtemelen o dönemde dünya nüfusunun belki de yarısını oluşturan 30 ila 50 milyon insanın, bu bulaşıcı hastalık sonucu öldüğü belirtiliyor.

Kara Veba/Kara Ölüm (1347 – 1351)

M.S. 6’ncı yüzyılda ortaya çıkan ve o dönemde tedavisi bulunmayan veba hastalığı sekiz asır sonra başta Avrupa olmak üzere, Kuzey Afrika ve Asya’yı yeniden etkisi altına aldı.
Asya’dan İpek yolu üzerinden 1347’de Avrupa’ya ulaşan Kara Veba ya da Kara Ölüm olarak adlandırılan salgın, birkaç yıl içinde kıtada büyük bir kıyım yarattı.

O dönemde Avrupa’da Kara Veba salgını nedeniyle 20 milyona yakın insanın, yani kıta nüfusunun üçte birinin öldüğü belirtiliyor.

Günümüzde, ‘’bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi’’ olarak tanımlanan ‘’karantina’’ kelimesi de Kara Veba salgınında ortaya çıkan bir ifade.

O dönemde, Venedik kıyılarına yanaşan gemilerdeki mürettebat, salgının yayılmasını önlemek amacıyla 30 gün boyunca gemiden çıkarılmadan bekletiliyordu. İtalyanca’da ‘’trentino’’ kelimesiyle ifade edilen bu uygulama daha sonra 40 güne çıkarıldığında, 40 sayısı anlamına gelen ‘’quaranta’’, yani ‘karantina’ terimi kullanılmaya başlandı.

Günümüzde veba hastalığı antibiyotiklerle tedavi edilebiliyor.

Frengi Salgını (15’inci-16’ncı yüzyıllar)

Treponema pallidum adlı bakterinin neden olduğu, ağırlıklı olarak cinsel yolla ya da gebe anneden çocuğa bulaşan, hijyen eksikliğinin yaygın olduğu bölgelerde de rastlanan frengi hastalığı 15’inci yüzyılın sonlarına doğru salgına dönüştü.

1494’te Fransa’nın Kral VIII. Charles emrinde İtalya’yı işgali sırasında patlak veren Frengi salgını kısa sürede Avrupa’nın neredeyse tamamına, daha sonra da Afrika ve Asya’ya yayıldı.

O dönemde, hastalığın işgalden dönen Fransız askerleri tarafından yayıldığına inanan Avrupalılar bunu ‘’Fransız hastalığı’’ olarak tanımlarken, aksini düşünen Fransızlar ‘’İtalyan hastalığı’’ olarak adlandırdı. Araplara ya da Türklere göreyse, bugün frengi dediğimiz hastalık uzun yıllar boyunca ‘’Hıristiyan hastalığı’’ olarak adlandırıldı.

15’inci yüzyılda özellikle Avrupa olmak üzere yayıldığı tüm bölgelerde korku yaratan Frengi bugün penisilinle tedavi edilebiliyor.

6’ncı Kolera Salgını (1910-1911)

Vibrio cholerae bakterisinden bulaşan Kolera hastalığı ilk olarak 1817’de Hindistan’da ortaya çıkarak dünyada birçok ülkeye yayılmıştır. Günümüzde hala devam eden 7’nci dalga Kolera pandemisi her yıl yaklaşık 3 milyon kişiye bulaşıyor ve 100 bine yakın can kaybına neden oluyor.

Kolera salgınları arasında en ölümcül olanı 1910-1911 yıllarında, daha önceki dalgalarda olduğu gibi yine Hindistan’da ortaya çıktı. Ortadoğu, Kuzey Afrika, Rusya, Batı Avrupa ve Amerika’ya kadar yayılan salgında 1 milyona yakın kişi hayatını kaybetti.

İspanyol Gribi (1918 – 1920)

Yaygın olarak grip olarak bilinen rahatsızlığa neden olan ve A, B, C, D olmak üzere dört farklı şekli bulunan enfluenza virüsünün tarihi 16’ncı yüzyıla kadar uzanıyor. Enfluenza A virüsü grubunda, H1N1 olarak tanımlanan ve 20’nci yüzyılın başlarında insanlığa savaşlardan bile daha yıkıcı bir darbe vuran İspanyol Gribi ise, 1918-1920 yılları arasında, 18 ay içinde 500 milyon kişiye, yani dünya nüfusunun o dönemde üçte birine bulaştı.

Salgında dünyada en az 50 milyon kişinin öldüğü kayıtlara geçti.

Asya Gribi (1957-1958)

Enfluenza A virüsünün 1957 yılında neden olduğu salgınsa, bu virüsün etkisinin en ölümcül olduğu grip salgınları arasında.

H2N2 terimiyle adlandırılan virüs 1957 yılında Doğu Asya’da ortaya çıktı. Aynı yıl Şubat ayında Singapur’da, daha sonra da Nisan ayında Hong Kong’da yayılan salgın, yaz aylarından itibaren Amerika da dahil tüm dünyaya yayıldı.

İki yıl boyunca küresel etkisi devam eden salgında dünya çapında 1 milyondan fazla kişinin öldüğü tahmin ediliyor.

Hong Kong Gribi Salgını (1968-1970)

20’nci yüzyılın en ölümcül üçüncü grip salgını olarak bilinen salgın 1968 yılında Hong Kong’da ortaya çıktı. Enfluenza A grubundan gelen H3N2 virüsünün neden olduğu Hong Kong gribi, salgının başladığı dönemi takip eden iki yıl içinde salgın önce Vietnam ve Singapur, daha sonra da Japonya’ya ve Afrika ve Amerika ülkeleri de dahil birçok ülkeye yayıldı.

Hong Kong salgını nedeniyle en az 1 milyon kişinin öldüğü söyleniyor.

HIV/AIDS Salgını (1981 – devam ediyor)

Türkçe’de İnsan Bağışıklığı Yetmezliği Virüsü olarak adlandırılan Human Immunodeficiency Virus HIV’in neden olduğu AIDS hastalığıyla ilgili kayıtlara 20’nci yüzyılın başlarında rastlanıyor. Ancak 1980’li yılların başında Afrika’da ortaya çıkan ve bugün hala devam eden salgın nedeniyle şu ana dek yaklaşık 35 milyon kişi yaşamını yitirdi.

Bugün dünyada hala 70 milyon HIV pozitif vaka mevcut ve henüz tedavisi bulunmuş değil.

Tags: , , ,

0 Comments

Leave a Comment